ESKİPAZAR HABER GAZETESİ - Blogcu




Anasayfa | Rss | E-Mail

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

3/11/2009

HÜSEYİN GÜL'ÜN YAZISI - VEFA


VEFA
Vefa ne sadece bir semt adı,ne de boza markası hani herkesin dilinde ki klişeleşmiş olduğu gibi.Vefa yok olan erdemlerden.Eskilerin deyimiyle dostluğun,minnettarlığın,ikili ilişkilerin olmazsa olmazı.
izafet.Com - Dostluğun Minnettarlığın Olmazsa Olmazı....VEFA
Vefa özlem dolu,sıcacık bir kucaklama...Vefa dost olmak demek...Vefa zor zamanları beraber aşmak demek..Vefa hiç bir şeye benzememek.Sanırım en kıymetli.güvenin en yakın arkadaşı,belki de olmazsa olmazı, gerçeğin sağlaması, her kaybedilenin arkasından baktığında bulduğun tek eksik, fark etmeden atladığın, yaşamadan anlamadığın, herkese veremediğin, zorlasanda hissedemediğin.
Sözünü tutma, borcuna sadık olma&#8221; diyor sözlük. Yani bir şeyin karşılığı olarak verilen/ödenen anlamına geliyor. Verilen bir sözdür ve bu sözü yerine getirmek vefadır.

Buraya kadar her şey normal. Bakıyoruz bu kökten türeyen diğer kelimelere; fiyat karşımıza çıkıyor önce. ;Bir şeyin karşılığında ödenen demek ki anlam aynı hemen hemen; hatta tamamen. Diğeri ifâ Bu da aynı kökenden. ;Verilmiş bir sözü, dillendirilmiş bir vaadi yerine getirmek Vefânın vücud bulmuş hâli. Bir eylem ,bir ispat belki..

Sonuncusu ve en mânidarı ise vefât Açıklamaya ne hâcet?
Verilmiş bir sözü yerine getirmek&#8221; Heyhât biz yerine getirmesek te tahsil edilecek bir borç bu. Bir şeyin ödenen bedeli. Hayatın fiyatı;
;vefât
Allah;a bir can borcum var deyişine de açıklık getiriyor bu tanımlar.

Zaman zaman hayatınızın sekteye uğradığı,işlerin ters gittiği olmuştur.O dönemlerde sanki her şey üst üste geliyormuş gibi hissedersiniz.Psikolojide kriz dönemi diye adlandırılan bu süreçte, aldanmışlığın ve kandırılmışlığın üzüntüsünü yaşayabileceğiniz gibi, terkedilmişliğin ya da unutulmuşluğun acısını da çekebilirsiniz.Yanlış anlaşılmanın,düşmanlıkların hedefi de olmuş olabilirsiniz.Hayatın bir anlamı kalmamış,hiçbir beklentiniz karşılanmamış gibi de gelebilir.Geçim sıkıntısı ve ekonomik problemlerde sizi sarsmış olabilir.Her ne olmuş olursa olsun insan bu döneminde dost dediklerinden vefa bekler.Vefa her zaman dosta destek olmaktır.Vefa kendisine zamanında yapılanla karşılık vermektir.Kötü duruma düştüğünüzde de,iyiyken yanınızda olanların sizi arayıp sormasıdır.

Gün gelir hayat sizin istediğiniz yönde ilerlemez. Hatalar yaparsınız.Beklentileriniz boşa çıkar.Her gününüzü sizinle paylaşanların yine yanınızda olmasını beklersiniz.Vefalı dostlar yanınızda olur.Vefasız ise ne arar ne sorar.Dostluğun anlamını ve gerçekliğini kayıtsızca katlederek kaybolur gider.Gün gelir siz yine eski gücünüze kavuşursunuz.

Vefalı dostlar hayatta en yalnız olduğumuz anlarda; en güzel gülüşleri,en samimi bakışlarıyla ışık tutarlar yolumuza. Geçmişten bir gölge gibi yanımızdadırlar. İçimizdeki umutsuzluğu yok etmektir görevleri. Bekledikleri tek karşılık gözlerimizdeki ışığı görebilmek,umudu yeniden yüreğimizde yeşertebilmek,kaybetmeden görmeyi başarabildiğimiz güzelliğe bizi ulaştırabilmektir. Yıllarca birçok tanım yapıldı vefa ve dostluk üzerine.

Hep bize umut vermesini, güç vermesini beklediğimiz insanlara biz ne veriyoruz ? O görmeden görebilmek, istemeden yanında olabilmek, onu sorgulamamak, sadece yol göstererek yanında olabilmek .Bunları ne kadar becerebiliyoruz acaba ? Herkesin kendi kararlarını alıp onları uygulama özgürlüğü olduğunu bildiğimiz halde neden kendi beklentilerimizi gerçekleştirmeye çalışıyoruz dostlarımızın hayatında? Biz şekillendirmeye çalışıyoruz onun kendi doğrularını unutup hayatını.Oysa vefalı olmak yapmaya çalıştığımız şeyi gerçekten onu düşünerek yapmayı ona her durumda destek olmayı gerektirir. Hep unutuyoruz, arkadaşımız da olsa, çocuğumuz da olsa,dostumuz da olsa onun kendi hayatini oluşturmaya hakki olduğunu, kendi doğruları olduğunu ve bize her ne kadar yanlış gelirse gelsin onlara saygı duymayı.

Dünya üzerinde çok az insan var kendi hayatını yaşarken, başkasının yanlış yapabilme özgürlüğünü görebilen ve buna saygı duyabilen. Vefalı dost; senin yanlışlarını görüp sana fikir veren, ama bunu yaparken asla üzerinde otorite kurmaya çalışmayan, yanlışlarını görüp sana aktaran ama asla sorgulamayan,kötü zamanda bile sen istemeden yanında olan kişidir.Sana hırsız,sana katil,sana deli ve benzeri şeyler yakıştırıldığında da yanında olandır.Yoksa yanımda olduğun sürece yanındayım diyen kişi değil...
denilir ki;

Vefa, arkada bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamaktır..
Vefa, dostluğun asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere,
hayallere ihanet katmamaktır
Vefa, sadece ;hasvasfıdır! Nisyan yani unutmak ise hamların...
Bedene tutsak olmuş hoyratların nasibi yoktur vefadan!

Ve öğrendik ki; sadece ;gönlümüzün kitabında; bize bir defa selâm vereni kıyamete kadar unutmayız; düstûru kayıtlıdır diyenlere vefalı olunmalı!

Vefa dostluk ikiz kardeştirler ve onları sevgiyle beslemek gerek.

Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Deniz gözünün gördüğü kadar
Kuşlar uçabildiği kadar özgür,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
Bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin.
HÜSEYİN GÜL

24/9/2009

: 2009-2010ÖĞRETİM YILI MESAJI ..


Yazan: HÜSEYİN GÜL-ÖĞRETMEN
Konu: 2009-2010ÖĞRETİM YILI MESAJI 

SAYGIDEĞER ÖĞRETMEN ARKADAŞLAR,
SAYIN VELİLER,
SEVGİLİ YAVRULAR 24.09.2009

Yüzleri ve isimleri değişse de, bir öğretmen için çocuklar hep aynıdır. Yer yüzündeki hiçbir şey çocukların gözbebekleri kadar parlak olamaz.Dünya dünya olalı çocukların cepleri aynı şeylerle doludur. Eğitim ve öğretimde değişim ve dönüşüm içindeyiz.Bilimsel eğitim ve öğretimde öğrenme ve öğretme yaklaşımlarında hızlı bir değişim ve gelişme olmuştur.Bilgi edinme bir amaç olmaktan çıkmış ve yöntem sorunu olarak tartışılmaya başlanmıştır.Öğrenme etkinlikleri öğretene değil,öğrenene yönelmiş,bireye bilgi aktarımı önemini yitirmiş ve hayati anlamdaki öğrenme etkinliklerini düzenleyenler Öğrencileri; okuma,anlama,düşünme, ve akıl yürütme,sorun çözme,yaratıcılık becerilerini ortaya koymayı hedef edinmişlerdir.
Öğrenmenin meydana gelmesi üç şarta bağlı bulunmaktadır.Davranış değişmesi olacak,davranış değişmesi kalıcı ve yaşam biçimi haline gelecektir.Etkili öğrenme, öğrencilerin seyredip dinlemekle yetinmeyip bu öğrenme sürecine etkin olarak katıldıkları,bağımsız olarak hareket ettikleri,okuyup araştırdıkları anlamına gelmektedir.
İlgi istek duymadan,merak etmeden,motivasyonla pekiştirilmeden öğrenmenin olmayacağı açıktır.Çağdaş bir öğretmen ,öğrencinin rolüne girebilmeli,onun duygularını doğru algılamalı.Her öğretmen öğrenci olmayı bilebildiğince öğretirken öğrenebildiğince öğretmendir.
Öğrencinin potansiyelini içinde yaptığı gayreti dikkate olmadan,başkalarıyla karşılaştıran, bireysel farklılıkları göz ardı eden ,öğrendiklerini değil neleri öğrenmediklerini notla değerlendiren sistem öğrencisini kaybetmek anlamına gelmektedir.
Bilginin nasıl öğrenileceği,nerede bulunabileceği ve etkili öğrenme yöntemleriyle bilgiye ulaşma yollarını kazandırmaktır. Öğrenme yaşam boyu süreceğine göre ,okuma alışkanlığını kazanan,düşünen,araştıran bireyler başarılı ve mutlu olacaklardır.Öğrenmeyi öğrenen öğrenciler bilginin geniş yelpazesinde bir yerlere ulaşmaya çaba göstereceği kuşkusuzdur.
Hedefimiz;
1. Öğretmeye değil öğrenmeye,
2. Ezberciliğe değil anlamaya,uygulamaya
3. Şekilciliğe değil kişilik geliştirmeye;
4. Başarısızlığı ölçmeye değil,başarıyı ölçmeye
5. Korku ve otoriteye dayalı değil, sevgiye değer vermeye öğrencinin mutlu olmasına dönük bir eğitim anlayışı uygulaması temel hedefimiz olacaktır.
2009- 2010 Eğitim öğretim yılı sizlere ve öğrencilerimize hayırlı ve uğurlu olmasını diler saygılar sunarım.
HÜSEYİN GÜL

16/9/2009

Kandil mesajları...

  1. Yazan: Hasan Ünal
    Konu: Kandil
    SA,
    Herkesin kandilini tebrik eder hayirlara vesile olmasinini Rabbimden niyaz ederim.Almanya Stuttgartdan selamlar.Hasan Ünal

     

    Yazan: HÜSEYİN GÜL
    Konu: KADİR GECESİ KUTLAMASI
    Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesinde, kainatın yaratıcısı ve alemlerin Rabbi bağışlayıcı ve acıyıcı yüce Allah tüm dualarınızı kabul etsin. Kadir Gecesi dileklerimizi, isteklerimizi Allaha arz etmek için de değerli bir fırsattır. Kadir Gecesi, Allahın rahmet ve bağışlanmasının sağanak halinde yeryüzüne indiği, dileyen her müminin armağanlara garkettiği bir gecedir. Hepimize hayırlı olsun.. Bin damla serilsin yüreğine, bin mutluluk dolsun gönlüne, bütün hayallerin gerçek olsun, duaların Kabul olsun bu gece. Kadir gecen mübarek olsun Kadir Gecesi değer gecesidir, Allah tarafından değerli kılınmış bir gecedir. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Bu gece bir ömürden daha hayırlıdır. Ellerin açıldığı, gözlerin dualarla yaşardığı, kalplerin okşandığı Kadir Gecesinde bütün insanların günahlardan uzaklaşıp tövbelerinin kabul edilmesini niyaz ederiz. Allah tüm inananları iman yolundan ayırmasın O gece boyunca melekler, Rablerinin izniyle ölü canlara hayat taşımak için bölük bölük inerler; her çeşit barış, huzur, saadet ve güven taşırlar... ta şafak sökünceye dek!.. Bu mübarek Kadir Gecesinde Allah dualarınızı kabul etsin

27/8/2009

HASLI KÖYÜ MUHTARIMIZA GEÇMİŞ OLSUN ...


Yazan: HÜSEYİN GÜL |
Konu: HASLİ KÖYÜ MUHTARINA GEÇMİŞ OLSUN
HASLI KÖYÜ MUHTARI SaYIN İSMET DAĞ ANKARA TIP FAKÜLTESİ CEBECİ HASTANESİNDE MİDE AMELİYATI GEÇİRMİŞ OLUP YOĞUN BAKIMDA TEDAVİSİ DEVAM ETMEKTEDİR. SAYIN İSMET DAĞ'A GEÇMİŞ OLSUN DİLEKLERİMİZİ İLETİR, ALLAHTAN ACİL ŞİFALAR DİLERİZ. 
ESKİPAZAR HABER GAZETESİ & HÜSEYİN GÜL

15/8/2009

HÜSEYİN GÜL'ÜN MEMLEKETİM ŞİİRİ..

 

MEMLEKETİM

Keltepe Dağlarında bir kartal olsam,
Süzülsem yaylasında, ovasına.
Türküler söylesem Köroğlundan,
Dile gelir tekmili birden,

Sorgun, Suludere, Dede Yaylası.
Karabük çayına oturur da;
Bir inci gibi tahta köprüler.
Altında kaynaşan balıklar,
Gölgemden ürker ve saklanırlar.

Karabük, memleketim benim.
Demirle, kömürün karıştığı yer.
Orman yeşilinden, kar beyazına,
Renklerin sıraya duruştuğu yer.
yaylalarında doru taylar oynaşır.
Köyünde, kentinde koç yiğitler oynaşır.

Yarım asır önce kırmızı fesli ninem,
Ergenokon haritalı kilim dokurmuş.
Esmer yüzlerinde sevdanın izi,
Tabakasında tütün dedemin,
Söndürmediği ocak ateşinden yakarmış.
Koyu sohbet yavaş yavaş açılır,
Sac sobadan kızıl alevler saçılır.

Bir çaydanlık kaynar ocak başında,
Mısırlar kızarır, meşe közünde,
Buğulu bazlama pişirir anam,
Buram buram kokar üç dağ öteden.

Gönül ocağında Bilalim türküsü,
Dilinde Yunus Emreden ilahiler,
Zaman zaman sevda kokan maniler.

Karabükten Eskipazara benim memleketim.
Gözümde tüter, lime lime, dilim dilim.
Ay ışığında tren yolcusu,
Ilgıt ılgıt rüzgar yalar yüzümü.
Babamın çocukluğunda gıcırdar kağnılar,
Yalçın kayalarda keklik sesi var.
Kekiği, papatyası, mor menekşesi var.

Kazancı çayında su değirmeni,
Değirmen başında Yedidal Mevlüt,
Un beyazı saçlarını silkeler.
Bacımın elinde bakır helkeler,
Gözleri kıvrılan yollara bakar.
Sevdiğinin sevdası yüreğini yakar.

Bir üveyik olsam, uçsam köye,
Ceviz ağacından ceviz taşlasam.
Yaz bir top papatya, kış kar çiçeği,
Bıçak gibi rüzgar yakar yüreği.
Damağımda kekik tadı acılar,
Memleketinde olanlar kime duacılar?

Şimdi memleketimden uzaklardayım,
Ankara, İstanbul fark etmez.
Sevdası soyulmuş sokaklardayım.
Karabük benim memleketim.
Yüreğimde coşkun dereleri akar,

Hüseyini  memleket özlemi yakar.



HÜSEYİN GÜL/ANKARA

2/7/2009

Dernekler birliği-2 'NİN DEVAMI..


Yazan: HÜSEYİN GÜL
Konu: dernekler birliği-2
FEDERASYON VEYA DERNEKLER BİRLİĞİ ADINI NE KOYARSANIZ KOYUN OLUŞUMU SAĞLANIRKEN KİŞİSEL ÇIKARLAR DEĞİL BAŞTA ÜYELERİMİZİN VE EN ÖNEMLİSİ ESKİPAZAR'IMIZIN YARARINA OLAN NE VARSA; BU MENFAATLERİN ADINA YAPILMALIDIR. YÖNETİM MERKEZİNİN YERİ KONUŞULMALI. YÖNETİM GEÇİCİ OLARAK NASIL OLUŞTURULMALI? BİRLİKTELİĞİN YARARLARI KONUŞULMALIDIR. HİÇ BİR ŞEY OLDU BİTTİYE GETİRİLMEMELİDİR. BUNU SAĞLARKEN DERNEKLERİN YANI SIRA HALKIMIZIN GÖRÜŞLERİNE DE YER VERİLMELİDİR. İLK OLUŞUMDA YÖNETİM HERHANGİ BİR DERNEK BAŞKANI TARAFINDAN YÜRÜTÜLMELİ. DAHA SONRA ÜYE SAYISINA GÖRE DELEGE SİSTEMİNE GİDİLMELİ. BİR FEDERASYON TÜZÜĞÜ HAZIRLANMALIDIR. DELEGE SİSTEMİNE GEÇİLİNCE SEÇİMLE BİR BAŞKAN GÖREVLENDİRİLMELİDİR. BİR BAŞKA KONU; FEDERASYONUN MERKEZİ VE BU MERKEZE AİT BİR MERKEZ BİNASININ BULUNMASI MUTLAKA GÖRÜŞÜLMELİ. KURULACAK OLAN BU BİRLİĞE HER DERNEĞİN AYLIK VEYA YILLIK BELLİ BİR OARNDA AİDAT ÖDEMESİ YAPMALIDIR. TABİİKİ BUNLAR KURULDUKTAN SONRAKİ AYRINTILARDIR. AMA EN ÖNEMLİSİ BU BİRLİKTELİĞİN OLUŞUMUNDA 1 ADİL OLUNMASI,2.GÜVEN ORTAMININ MUTLAKA SAĞLANMASI,3.DERNEK BAŞKANLARININ YAPILACAK OLAN PROTOKOLE MUTLAKA UYMASI,4. FEDERASYONUN AMAÇLARININ BELİRLENMESİ,5.SİAYASİ BİR OLUŞUMA MEYDAN VERİLMEMESİ GEREKMEKTEDİR. TEK DİLEĞİM;BU OLUŞUMUN ESKİPAZAR VE ESKİPAZARLILAR İÇİN HAYIRLI OLMASIDIR. DERNEK BAŞKANLARI VE YÖNETİM KURULLARI ŞUNU HİÇ BİR ZAMAN UNUTMAMALIDIR. GÖREVLERİ ÖNCE KENDİ ÜYLERİNİN MENFAATLERİDOĞRULTUSUNDA HAREKET ETMELERİ GEREKMEKTEDİR.SAYGILAR.
ANESDER YÖNETİM KURULU ADINA

1/7/2009

HÜSEYİN GÜL-ÖĞRETMEN YORUMU...


Yazan: HÜSEYİN GÜL-ÖĞRETMEN
Konu: dernekler birliği

ESKİPAZAR FESTİVALİ HAZIRLIK SÜRESİNCE ANESDER ÜSTÜNE DÜŞEN GÖREVİ GEREĞİNDEN FAZLA YAPMAYA ÇALIŞIYOR. ORTAÇAĞ AVRUPASINDA HATTA GÜNÜMÜZDE OLDUĞU GİBİ PARA BENDE GÜÇ BENDE MANTIĞI İLE HAREKET EDİLMEKTEDİR. BU DÜŞÜNCE EYLEME GEÇSİN VEYA GEÇMESİN BU ESKİPAZAR BİRLİKTELİĞİ İÇİN GÜVEN SARSILMASINA NEDEN OLMAKTADIR. BİZ ANESDER YÖNETİMİ GÜVENMEYİ VE İNSANLARI ALDATMAMAYI BİRİNCİ İLKE EDİNDİK. AMA HERHANGİ BİR YERDE BİR MASA ETRAFINDA BİRLİKTELİK İÇİN GÖRÜŞMELER YAPILIRKEN HEP ŞÜPHEYE DÜŞME GÖRÜŞÜMÜZ AĞIRLIK KAZANMAKTADIR. 3.07.2009 GÜNÜ YAPILACAK OLAN KURULTAYDA ESKİPAZAR DERNEKLER BİRLİĞİ GÖRÜŞÜLECEK.BU GÖRÜŞMEYE KİMLER DAVET EDİLDİ BİLMİYORUM. BİR KAÇ DERNEK BAŞKANI İLE YAPTIĞIM GÖRÜŞMELERDE " BİZİ KİMSE DAVET ETMEDİ VE BU TOPLANTIYA KATILMAYACAĞIZ" GÖRÜŞÜNÜ BELİRTTİLER. BU KURULTAYA MUTLAKA ESKİPAZAR'DA KURULMUŞ DERNEKLER İLE ESKİPAZAR DIŞINDA KURULMUŞ ESKİPAZAR DERNEKLERİ MUTLAKA DAVET EDİLMELİDİR.ONLARINDA BU OLUŞUMDA BULUNMALRAI GEREKMEKTEDİR. BU DAVETİ KİM YAPAR BİLMEM. BU KURULTAYDA HER ŞEY KONUŞULMALI DAHA SONRA ÇEŞİTLİ DEDİKODULAR KAPI ARDINDA YAPILMAMALI.TÜM GÖRÜŞLER VE DÜŞÜNCELER ORADA MASAYA YATITLMALI.ORTAK BİR YOL BULUNMALI. BİRLİKTELİĞİN YARARLARI VEYA ZARARLARI MUTLAKA TARTIŞILMALI. KİMSE BU OLAYDA KENDİSİNE NEMA ÇIKARMAMALI. ANESDER YÖNETİM KURULU OLARAK NEMALANMA SEZİLDİĞİ ANDA GÖRÜŞMELERİ ERTELEME KARARI ALABİLİR. BU BİRLİK HER SENE YAPILACAK OLAN FESTİVAL İÇİN ÇOK ÖNEMLİDİR?
HÜSEYİN GÜL .
devamını yarın izleyebilirsiniz

26/6/2009

TATİLİ NASIL DEĞERLENDİRELİM

Yazan: HÜSEYİN GÜL-ÖĞRETMEN
Konu: TATİLİ NASIL DEĞERLENDİRELİM.

 
TATİLİ NASIL DEĞERLENDİRELİM

Okulların yaz tatiline girmesi, bir yıl boyunca yeni ilgi ve beceriler
kazanmış ve birçok alanda belirli bir performans sergilemiş olan öğrenciler için
soluk alma, dinlenme fırsatıdır. Akademik başarı düzeyi nasıl olursa olsun her
çocuğun iyi bir zaman planlamasına ihtiyacı vardır. Öğrencilerin tatili her
istediğini yapabileceği bir dönem olarak değil, okulların açık olduğu zamanlarda
yapılamayan gezi, spor, eğlence gibi aktivitelere katılabildiği ve zorlandığı
derslerle ilgili yeni düzenlemeler yaptığı bir dönem olarak değerlendirmesi en
doğrusu olacaktır. Yaz tatilini verimli ve güzel geçirmek için öğrencilerin
kendilerine mutlaka bir tatil programı hazırlaması gerekir. Bu programda
dinlenmeye, eğlenmeye ağırlık verildiği gibi kendisini eksik bulduğu konuların
tekrarı içinde zaman ayrılmalıdır. Özellikle eksikleri fazla olan öğrencilerin
arkadaşlarına yetişmesi için tatil bulunmaz bir fırsattır. Konu yetiştirmede
problemi olmayan akademik başarısı iyi öğrenciler için ise tatilde öğrendikleri
konuların tekrarını yapmaları yerinde olacaktır.


HÜSEYİN GÜL-ÖĞRETMEN

24/6/2009

HÜSEYİN GÜL'ÜN YAZISI...


Yazan: HÜSEYİN GÜL
Konu: FESTİVALLER

Festival ve Hasretlik
Festival deyince akla o yörenin tanıtımı ve ürettiği, pazarlayamadığı malların tanıtımı gelir. Yani yöre&#8217;nin kültür-tarih varlıkları, turizmi teşvik eder. İnsanlar gerek içeriden gerek yurtdışından katılırsa, yerel ekonomi canlanır.
Bunun iyi örneklerinden birisi de 12.Eskipazar Festivalidir.
Festivallerde aydınlar halkıyla buluşuyor, halkı da aydınlarını bağrına basar. Böylece iyi bir buluşma oluşur.
Festivallerde sakın ola;
Her iyi şeyi sulandırmada ki ustalığımızdan ya da yoğurdu cacık yapma alışkanlığımızdan olacak; festivalleri de sulu sepken hale getirmeyelim.
Festivallerin Yararları

1970lerde başlayıp 90ların sonuna kadar sürüp giden, acımasız iç-göç memleket hasreti diye sosyolojik bir fenomen doğurmuştu.
İş-aş derdine düşmüş halkım, doğduğu topraklarda doyamaz hale gelmişti. Yorganını sırtlayan, nerede bir fabrika bacası tütüyorsa oraya hücum ediyordu.
Sanayi kentlerinde Karslılar, Tokatlılar, Sivaslılar, Karabüklüler gibi memleket adlı mahalleler ( varoş diyorlar oralara) oluşmaya başladı.
Tatile gidemeyen, denizi ve tarihi kültür varlıklarını tanımayan bu yoksullar biraz para biriktirince, bir de kışlık erzağını yapmak için bir hafta on günlük gezilerle memleketlerine dönüyorlardı. Orada ölümü bekleyen ana-babalarını ziyaret edip, ufak tefek de ihtiyaçlarını gideriyorlardı.
Gurbetteki garip , gureba da bir şey yapma dürtüsüyle, topluca gitmeye başladılar köylerine-kasabalarına. Birinci, ikinci turlar heyecanlı başlasa da üçüncü de baygınlık gelmeye başlar. Onun için ilçemizde yılda bir defa festival yapılmalıdır.
Sonuç
Bu festivalleri, bütün trajikomikliğine rağmen yurdumun yoksullarını bir araya getirdiği, erken koparılmanın ya da isteksiz ayrılmanın hasretliğini giderdiği için yine de önemsiyorum. İstanbulü;da birbirini göremeyen aynı ilçenin muhacirleri gidip kendi köylerinde hasretlik giderdiklerinden, yine de iyimserlikle karşılıyorum.
Akıldan korkmayıp , Aydınları,bilim adamlarını da çağırıp, akılla buluşan kasabalar da var.
Gurbet ne yana düşer ustam, Hasret ne yana

İyi festivaller..;

31/12/2008

HÜSEYİN GÜL..

Yazan: HÜSEYİN GÜL 
Konu: YENİ YIL KUTLAMA MESAJI
Umut ve beklentilerle dolu yeni bir yıla girmenin mutluluk ve heyecanını yaşıyoruz. Yeni bir yıl; yenilenen, tazelenen ve güçlenen bir yaşam dönümünün habercisidir. Bu bağlamda yeni yılın ESKİPAZARLI hemşerilerimizin, ailelerinin ve sevdikleriyle birlikte geçirecekleri mutlu yarınların habercisi, hayallerinin ve umutlarının gerçeğe dönüşeceği sağlık ve başarı dolu bir yıl olmasını dilerim.


HÜSEYİN GÜL